Anasayfa / AşkSevgibaglama / Medyumun dediği gibi Şems Konyaya gidiyordu
Medyumun dediği gibi Şems Konyaya gidiyordu
Medyumun dediği gibi Şems Konyaya gidiyordu

Medyumun dediği gibi Şems Konyaya gidiyordu

Medyumun dediği gibi Şems Konyaya gidiyordu
Medyumun dediği gibi Şems Konyaya gidiyordu

Şems Konya’ya doğru gidiyordu.

Onun Konya’ya gelişi sebepsiz değildi. Her gittiği yerde kendisine Mevlâna’dan bahsedilmiş, onun Konya’ya yerleştiği söylenmişti. Bir defasında:

Allah’ım beni dostlarımla buluştur, görüştür, diye sabahlara dek niyazda bulunmuş, bu hal ile uyuyakalmıştı. Rüyasında bu arzusunun yerine getirildiği, ancak Anadolu illerine gitmesi gerektiği bildirilmiş, buna karşılık kendisinin ne bağışlayabileceği sorulmuştu. Şems:

Başımı! Diye cevap vermiş, uyanınca, hemen yola düşmüştü. Anadolu’yu gezdikçe, Mevlâna’nın adını, şöhretini duyuyordu. Kararını verdi. Konya’ya gidecekti. Eğer aradığını bulursa mesele tamamdı. Bu niyetle yola düştü.

Şems 1244 yılının Kasım ayında Konya’ya gelmişti. Medyum Ömer hoca’nın da bahsettiği gibi O, Konya minarelerini tâ uzaklardan gördüğü zaman heyecanlanmıştı. Ne ulu, ne büyük şehirdi Konya… Etrafını kalın bir sur kuşatıyor, altın yaldızlı kulelerden çeşit çeşit heykeller, arslanlar sarkıyordu. Kalenin etrafına derin hendekler açılmış, on iki kapısından hendekler üzerine asma köprüler kurulmuştu. Büyük bir kapıdan şehre girdi. Akşam yaklaşıyordu. Bir han sordu. Şekerciler Hanı’nı tarif ettiler. Hanın bir odasına yerleşti. İstirahat etti.

Ertesi gün Kasım ayının 25. günüydü.

Şems, o gün han kapısı önünde taşlığa oturmuş, gelip geçenleri seyre dalmıştı. İkindiye doğru, ana cadde üzerinde müderris olduğu halinden belli birisinin, sağında solunda talebeler olduğu halde, bir katırla geçtiğini görmüştü. Herkes:

— Mevlâna Celâleddîn geliyor? Diye ayağa kalkıyor, hürmetle selâmlıyorlardı. Demek yıllardır adını işittiği, bir defasında da Şam’da gördüğü Mevlâna buydu. Şu katır üzerindeki kısa siyah sakallı, yanık buğday benizli, mütebessim insan. Hoşuna gitti hali, tavrı. Yerinden kalktı, kalabalığı yara yara ilerledi. Tam karşılaştıkları anda katırın dizginlerini sımsıkı tuttu. Biraz sert ve kısa, daha önce bahsettiğimiz, soruları sordu. Aldığı cevaplarla o kadar heyecana düşmüştü ki, dayanamadı, Medyum Ömer hoca’nın da bahsettiği gibi  düşüp bayıldı.

Şemsle Mevlâna’nın ilk defa buluşup görüştükleri bu yere Mevlevîler sonradan Kur’an-ı Kerîm’in Rahman sûresinin 19 ayetinden alınan ve “iki denizin karıştığı yer” anlamına gelen (Merac’el Bahreyn) adını vermişler ve bir çevrikle işaretlemişlerdi. Selçuklular devrinde, Şekerfuruş Hanı’nın önüne isabet eden bu yer, evvelce bir parmaklıkla çevrilmiş ve ziyaretgâh haline getirilmişti.

Mevlâna, Şemsle bu şekilde karşılaştıktan sonra, onu yerden kaldırmıştı. Bu iki ulvi insan, yıllardan beri birbirini tanıyan, birbirini arayan iki dost gibi, hasret ve heyecanla kucaklaşıp birlikte Mevlâna’nın Medresesi’ne gitmişlerdi. Gidiş o gidiş olmuş, Mevlâna ve Şems, artık mana âleminin sırlanmış hücresinde, aylarca sürecek sohbetlere başlamışlardı.

incele

Medyum ve Medyumluğun karaneleri

Medyum ve Medyumluğun karaneleri Eğitim Yolları

Aşağıda Medyum adıyla anılan sıfat Hamayıl hocası ,Cinci Hüddam hoca veya Ladün hocası yerine kullanılmaktadır.Medyum …

Bir cevap yazın